nazim hikmet
Davet
Dortnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kisrak basi gibi uzanan bu memleket bizim.
Bilekler kan icinde, disler kenetli, ayaklar ciplak.
Ve ipek bir haliya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansin el kapilari bir daha acilmasin.
Yok edin insanin insana kullugunu, bu davet bizim.
Yasamak bir agac gibi tek ve hur ve bir orman gibi kardescesine.
Bu hasret bizim.
Nazim Hikmet
Diyet
Gozlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gozunuzle bakarsInIz,
iki kurnaz,
iki hayIn,
ve zeytini yaglI iki gozunuzle
bakarsInIz kursuden Meclis'e kibirli kibirli
ve topraklarIna ciftliklerinizin
ve cek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle oksarsInIz,
iki tombul,
iki ak,
vIcIk vIcIk terli iki elinizle
oksarsInIz pomadalI saclarInIzI,
dovizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
iki bacagInIzIn ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacagInIz tasIr genis kalcalarInIzI,
iki bacagInIzla cIkarsInIz huzuruna Eisenhower'in,
ve butun kaygInIz
iki bacagInIzIn arkadan birlestigi yeri
halkIn tekmesinden korumaktIr.
Benim gozlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarImIn ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Universiteli yedek subayI,
Kore'de harcadInIz, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni olume,
vIcIk vIcIk terli, tombul elleriniz.
Gozleriniz soyle bir baktI arkamdan
ve ben al kan icinde olurken
cIglIgImI duymamanIz icin
kacIrdI sizi bacaklarInIz arabanIza bindirip.
Ama ben pesinizdeyim, Adnan Bey,
oluler otomobilden hIzlI gider,
kor gozlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarImla pesinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
goze goz,
ele el,
bacaga bacak,
diyetimi istiyorum,
alacagIm da.
25 Haziran 1959
Kore'de olen bir yedek subayin soyledikleri
Nazim Hikmet Ran
Turk Koylusu
Topraktan ogrenip
kitapsiz bilendir,
Hoca Nasreddin gibi aglayan
Bayburtlu Zihni gibi gulendir,
Ferhad'dir
Kerem'dir
ve Keloglan'dir.
Yol gorunur onun garip serine,
analar, babalar umudu keser.
Kahbe felek ona eder oyunu.
Carsambayi sel alir,
bir yar sever
el alir,
kanadi kirilir
collerde kalir,
olmeden mezara koyarlar onu.
O, "Yunusu bicaredir,
bastan asagi yaredir,"
agu icer su yerine.
Fakat bir kerre bir dert anlayan dusmesin onlerine
ve bir kerre vaktesirip:
"-Gayrik, yeter!"
demesinler.
Ve bir kerre dediler mi:
"Israfil surunu urur
mahlukat yerinden durur"
topragin nabzi baslar
onun nabziyla atmaya.
Ne kendi nefsini korur
ne dusmani kayirir,
"daglari yirtip ayirir,
kayalar kesip yol eyler abihayat akitmaya..."
Nazim Hikmet
VATAN HAINI
"Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala.
Amerikan emperyalizminin yari somurgesiyiz, dedi Hikmet.
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala"
Bir Ankara gazetesinde cikti bunlar,uc sutun ustune,
kapkara haykiran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde,fotografi yaninda amiral Vilyamson`un.
66 santimetrekarede guluyor, agzi kulaklarinda Amerikan amirali.
Amerika, butcemize 120 milyon lira hibe etti,120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yari somurgesiyiz dedi Hikmet.
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala"
Evet,vatan hainiyim,siz vatanperverseniz,siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim,ben vatan hainiyim.
Vatan ciftliklerinizse,
kasalarinizin ve cek defterlerinizin icindekilerse vatan,
vatan, sose boylarinda gebermekse acliktan,
vatan, sogukta it gibi titremek ve sitmadan kivranmaksa yazin,
fabrikalarinizda al kanimizi icmekse vatan,
vatan tirnaklariysa agalarinizin,
vatan mizrakli ilmuhalse ,vatan ,polis copuysa,
odeneklerinizse, maaslarinizsa vatan,
vatan, Amerikan usleri, Amerikan bombasi,
Amerikan donanmasi topuysa,
vatan , kurtulmamaksa kokmus karanligimizdan,
ben vatan hainiyim.
Yazin uc sutun ustune kapkara haykiran puntolarla:
NAZIM HIKMET VATAN HAINLIGINE DEVAM EDIYOR HALA.
Nazim Hikmet
ONLAR
Onlar ki toprakta karinca,
suda balik,
havada kus kadar
cokturlar;
korkak,
cesur,
cahil
hakim
ve cocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardir,
destanimizda yalniz onlarin maceralari vardir.
Onlar ki uyup hainin igvasina
sancaklarini elden yere dusururler
ve dusmani meydanda koyup
kacarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtede hancer usururler
ve yesil bir agac gibi gulen
ve merasimsiz aglayan
ve ana avrat kufreden ki onlardir,
destanimizda yalniz onlarin maceralari vardir.
Demir,
komur
ve seker
ve kirmizi bakir
ve mensucat
ve sevda ve zulum ve hayat
ve bilcimle sanayi kollarinin
ve gokyuzu
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarinin,
surulmus topragin ve sehirlerin bahti
bir sabah vakti degismis olur,
bir safak vakti karanligin kenarindan
onlar agir ellerini topraga basip
dogrulduklari zaman.
En bilgin aynalara
en renkli sekilleri aksettiren onlardir.
Asirda onlar yendi, onlar yenildi.
Cok sozler edildi onlara dair
ve onlar icin:
zincirlerinden baska kaybedecek seyleri yoktur,
denildi.
Nazim Hikmet
KARLI KAYIN ORMANINDA KarlI kayIn ormanInda Yuruyorum geceleyin EfkarlIyIm, efkarlIyIm Elini ver, nerde elin? AyIsIgI renginde kar, Kece cizmelerim agIr. Icimde calInan IslIk Beni nereye cagIrIr? Memleket mi, yIldIzlar mI, Gencligim mi daha uzak? KayInlarIn arasInda Bir pencere, sarI, sIcak. Ben ordan gecerken biri: 'Amca, dese, gir iceri.' Girip yerden selamlasam Hane icindekileri. .... NazIm HIKMET
Masallarin Masali
Su basinda durmusuz
cInarla ben
Suda suretimiz cIkIyor
cInarla benim
Suyun savkI vuruyor bize,
cInarla bana.
Su basinda durmusuz
cInarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz cIkIyor
cInarla benim bir de kedinin.
Suyun savkI vuruyor bize
cInara, bana, bir de kediye.
Su basinda durmusuz
cInar, ben, kedi, bir de gunes.
Suda suretimiz cIkIyor
cInarIn, benim, kedinin, bir de gunesin.
Suyun savkI vuruyor bize
cInara, bana, kediye, bir de gunese.
Su basinda durmusuz
cInar, ben, kedi, gunes, bir de omrumuz.
Suda suretimiz cIkIyor
cInarIn, benim, kedinin, gunesin, bir de omrumuzun.
Suyun savkI vuruyor bize
cInara, bana, kediye, gunese, bir de omrumuze.
Su basinda durmusuz
Once kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gidecegim
kaybolacak suda suretim.
Sonra cInar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
gunes kalacak,
sonra o da gidecek.
Su basInda durmusuz
cInar, ben, kedi, gunes, bir de omrumuz.
Su serin,
cInar ulu,
ben siir yazIyorum,
kedi uyukluyor,
gunes sIcak,
cok sukur yasiyoruz.
Suyun savkI vuruyor bize
cInara, bana, kediye, gunese, bir de omrumuze.
7 Mart 1958, Varsova-Svider
Nazim Hikmet Ran
Akiyordu su. Gosterip aynasinda sogut agaclarini, Salkimsogutler yikiyordu suda saclarini. Yanan yalin kiliclari carparak sogutlere, Kosuyordu kizil atlilar gunesIn battigi yere... Nazim Hikmet
En guzel
En guzel deniz :
Henuz girilmemis olanidir
En guzel cocuk:
Henuz buyumedi
En guzel gunlerimiz:
Henuz yasamadiklarimiz
Ve sana soylemek istedigim en guzel soz:
Henuz soylememis oldugum sozdur.
Nazim Hikmet
VASiYET
Yoldaslar, nasip olmazsa gormek o gunu,
olursem kurtulustan once yani,
alIp goturun
Anadolu'da bir koy mezarlIgIna gomun beni.
Hasan beyin vurdurdugu
Irgat Osman yatsIn bir yanImda
ve cavdarIn dibinde topraga cocuklayIp
kIrkI cIkmadan olen sehit Ayse obur yanImda.
Traktorlerle turkuler gecsin altbasIndan mezarlIgin,
seher aydInlIgInda taze insan, yanIk benzin kokusu,
tarlalar ortamalI kanallarda su,
ne kuraklIk ne candarma korkusu.
Biz bu turkuleri elbette isitecek degiliz,
topragIn altInda yatar upuzun,
curur kara dallar gibi oluler,
topragin altInda sagIr, kor,dilsiz.
Ama bu turkuleri soylemisim ben
daha onlar duzulmeden,
duymusum
yanIk benzin kokusunu
Traktorlerin resmi bile cizilmeden.
Benim sessiz komsulara gelince,
sehit Ayse'yle Irgat Osman
cektiler buyuk hasreti saglIklarInda
belki de farkInda bile olmadan.
Yoldaslar, olursem o gunden once yani,
-oyle gibi gorunuyor-
Anadolu'da bir koy mezarlIgIna gomun beni
ve de uyarIna gelirse,
tepemde bir de cInar olursa
tas mas da istemez hani...
NAZIM HiKMET
27 Nisan 1953
sunay akın can yucel ömer hayyam siirler e mail contact me